Bilim ve Teknik, Okurlarını Evrimci Önyargılarıyla Yanıltmamalı

Bilim ve Teknik dergisinin Aralık 2005 tarihli sayısında “Yeni Hobbit’ler Tür Savını Destekliyor” başlıklı bir yazı yayınlandı. Yazıda minyon ebatları ve günümüz insanına göre oldukça küçük hacimli beyniyle gündeme gelen Homo floresiensis’e ait yeni kemiklerin ele geçirildiği, bunların yedi yetişkine ve bir çocuğa ait olduğu haber veriliyordu.

Bilim ve Teknik dergisi, fosillerin küçük beyin hacmini açıklamak için daha önce mikrosefali isimli gelişimsel rahatsızlığın önerildiğini hatırlatıyor, ancak bulunan fosillerin yeni tür iddiasını desteklediğini öne sürüyordu.

Ancak yeni bulgularla güçlendiği öne sürülen “yeni tür” iddiası gerçekte en baştan çürük bir iddiadır. Bu bulgular, insanın evrimi senaryosuyla ilgili kabulleri alt üst etmişlerdir. Birincisi, insan aklının beyin hacminde büyümeyle ortaya çıktığı masalı, H. floresiensis bulgusuyla birlikte her zaman olduğundan daha da bariz bir hal almıştır. Çünkü bir şempanze beyni kadar beyin hacmine sahip olan H. floresiensis, iri beyinli bir insandan farksız davranışlar ortaya koymakta, insanın aklı ve zihinsel kapasitesinin beyin hacmiyle orantılı olmadığını kanıtlamaktadır. Nitekim H. floresiensis bulgusunu yorumlayan Henry Gee’nin aşağıdaki sözleri tam olarak bu anlama gelmektedir:

"Akıl gerektiren herhangi bir işi yapmak için belli bir hacimde beyne sahip olmanız gerektiği fikri bu bulguyla tamamen darmadağın olmuştur." 1

Evrimciler için asıl şok, bu kadar küçük bir beyin hacmine sahip sözde insansının milyonlarca yıl önce değil sadece 18.000 yıl önce yaşamış olduğunu öğrenmek olmuştur. İngiltere’nin Doğa Tarihi Müzesi’nden antropolog Chris Stringer bu konudaki şaşkınlığını şöyle ifade etmektedir:

"Elimizde şempanze beyni kadar beyne sahip bir canlı var ama görünüşe göre alet yapıyor, avlanıyor ve belki de dünyanın ilk denizcilerinin soyundan geliyor. Bu canlının varlığı insan evrimi hakkında ne kadar az şey bildiğimizi gösteriyor. Böyle bir canlının böylesine yakın bir dönemde yaşamış olabileceğini asla tahmin edemezdim."2

Araştırma ekibinin başındaki isimlerden paleoantropolog Peter Brown, kafatasının hacmini ölçtüğünde hayretler içinde kaldığını anlatmakta ve H. floresiensis’in evrimci açıklamalarla uzlaşır bir yönü olmadığını şu şekilde kabul etmiş olmaktadır:

"Küçük beden ölçülerini teoriyle uyumlu halde tutmak kolaydır ama küçük beyin ölçüleri daha büyük bir problem oluşturuyor - ve bu problem çözülmüş değil."

Bulgunun yayınlandığı Nature dergisinin haber servisinin H. floresiensis bulgusunu duyurduğu yazının şu başlığı evrimcilerin içinde bulundukları açmazı özetlemektedir: "Floresli Küçük Hanımefendi, İnsanın Evrimini Yeniden Düşünmeyi Gerektiriyor."

Bizzat evrimcilere ait olan ifadeler, söz konusu fosillerin insanın evrimi senaryosuna indirdiği ağır darbenin yankılarıdır.

Dahası, bu fosillerle ilgili “yeni tür” tezi, en baştan beri evrimciler arasında dahi tartışmalı olmuştur. Buna ilk baştan beri itirazlarını sürdürmekte olan önde gelen bir antropolog  Endonezya’lı bilim adamı Teuku Jacob’dur. Bir evrimci olan Jacob, Gadjah Mada Üniversitesindeki Paleoantropoloji Enstitüsü başkanlığı görevini yürütmektedir. Söz konusu enstitü, Endonezya sınırları içinde çıkarılmış olan ve insanın sözde evrimine atfedilen birçok fosili bünyesinde bulundurmasıyla tanınmaktadır. Bu yüzden Jacob’un sözleri, H. floresiensis ile ilgili evrimci senaryo aleyhinde önemli değer taşımaktadır. Jacob bu fosillerin günümüz insan ırkları dahilinde sınıflandırılması gerektiğini belirterek yeni tür iddiasına itiraz etmiştir. Bilim adamı bu konuda şunları söylemiştir:

“Bu yeni bir tür değil. Homo sapiens’in Austrolomelanesid ırkı altında sınıflanıyor. Yeni bir tür değil ki bu, neden buna yeni isim veriyorlar?”3

Bu yönde sözler sarfetmiş bir isim de Pazar günü yayınlanan Hürriyet ilavesinde, Hacettepe Üniversitesi’nden antropolog Prof. Metin Özbek’tir.  Sayın Özbek bu konuda şunları ifade ediyor:

“Bu buluşun antropolojide devrim yaratacağı iddiası oldukça abartılı. Flores Adası’ndaki iskeleti tamamen ayrı bir tür olarak kabul etmek ne kadar doğru bilemiyorum. Homo sapiens’in ırksal bir varyetesi olabilir. Beyninin küçük, boyunun kısa oluşu ilginç ama bundan önce de pigmeler bulundu. Microsefali (küçük beyin) de görülen bir şey".4

Görüldüğü gibi, H. flores bulguları hem evrim teorisini sarsmış, hem de bu insanlarla ilgili “yeni tür” iddiası en baştan beri tartışmalı olmuştur. Bilim ve Teknik dergisinin bunları göz ardı ederek ilave H. floresiensis bulgularının yeni tür tezini destekliyor olduğunu öne sürmesi  evrimci önyargılardan kaynaklanan ve gerçekçilikten tamamen uzak bir tutumdur.

Dergi yöneticilerine evrimci önyargılarından vazgeçmelerini ve körü körüne bağlandıkları inançları doğrultusunda öne sürdükleri desteksiz yorumlarla okurlarını aldatmaktan kaçınmalarını tavsiye ediyoruz.

1. Hobbit' joins human family tree, 27 Ekim 2004, http://news.bbc.co.uk/2/hi/science/nature/3948165.stm
2. Our not so distant relative”, The Guardian, 28 Ekim 2004, http://www.guardian.co.uk/life/feature/story/0,13026,1337198,00.html
3. "Indonesian scientist says Flores hominid not new species", AFP Science by Yahoo, http://story.news.yahoo.com/news?tmpl=
story&cid=1539&e=3&u=/afp/20041106/sc_afp/indonesia_science_palaeontology_041106133524
4. Ezgi Başaran, Floresli kadın için Türk bilim adamları ne diyor?, www.hurriyetim.com.tr, 7 Kasım 2004